Ücretsiz haftalık bülten

Dede oyunu: oynamayı özlediğimiz günler

Yakar toptan körebeye, unutulmaya yüz tutmuş sokak oyunlarını ve kurallarını hatırlıyoruz.

Bültene kayıt ol

Ekrandan önce: çocukluğun unutulan oyunları

Dede oyunu denince akla, anne babalarımızın ve dedelerimizin sokakta oynadığı oyunlar gelir. Toprak zeminin, mahalle aralarının ve sokağa çağıran seslerin oyunları. Bu yazı, o oyunlardan bazılarını kurallarıyla birlikte hatırlatmak için.

Yakar top

Yakar top, iki takım arasında oynanır. Bir takım ortada bekler, diğeri karşılıklı iki taraftan topu atarak ortadakileri vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu oyundan çıkar; topu havada yakalayan, takımına hayat kazandırır. Hız, çeviklik ve iyi bir nişan ister.

Bu oyunun güzelliği, ekip ruhunu öğretmesi. Tek başına değil, birlikte ayakta kalırsınız. Topu en iyi atan değil, takımını en iyi koruyan kazanır.

İstop

İstop, bir top ve bir grup oyuncuyla oynanır. Oyuncular bir daire oluşturur, ebe topu havaya atar ve bir isim söyler. İsmi söylenen kişi topu yakalamaya çalışır; yakalayınca istop der ve oyun durur. Geri kalan herkes olduğu yerde kalır, yakalayan kişi diğerlerine üç adım yaklaşarak topu fırlatır.

Kuralları bölgeden bölgeye değişse de, özü aynı: dikkat, hız ve iyi bir top hakimiyeti. Okul bahçelerinin vazgeçilmeziydi.

Körebe

Körebe, gözleri bağlanan ebenin diğer oyuncuları yakalamaya çalıştığı bir oyun. Ebe sesleri dinleyerek, dokunarak ve tahmin ederek oyuncuları bulur. Yakaladığı kişiyi tanırsa, ebelik o kişiye geçer.

Bu oyun, duyuları keskinleştirir. Görmeden yön bulmak, sesi ve dokuyu ayırt etmek; bugünkü ekranlı dünyada neredeyse unuttuğumuz beceriler. Ayrıca bolca kahkaha getirir.

Çelik çomak

Çelik çomak, iki kısa ve bir uzun çubukla oynanan, el becerisi isteyen bir oyun. Uzun çubukla kısa çubuğa vurulur ve çubuk olabildiğince uzağa fırlatılır. Puanlar, çubuğun gittiği mesafeye göre hesaplanır.

Biraz ustalık, biraz da sabır ister. Çubuğa doğru açıyla vurmak, ilk denemede kolay değildir. Ama bir kez öğrenilince, saatlerce oynanabilir.

Mendil kapmaca

Mendil kapmaca, iki takımın karşılıklı dizildiği bir oyun. Ortada duran kişi bir mendili havaya kaldırır ve bir numara söyler. Her iki takımın o numaralı oyuncusu koşarak mendili kapmaya çalışır. Mendili kapan, rakibine vurulmadan kendi çizgisine ulaşmaya çalışır.

Bu oyun, hız ve cesaret ister. Koşmak yetmez; rakibin hamlesini okuyup doğru anda hamle yapmak gerekir.

Bu oyunların ortak noktası, neredeyse hiç ekipman istememesi. Bir top, bir mendil ya da birkaç çubuk yeterli. Gerisi hayal gücüne kalıyor.

Bu oyunlar ne kazandırıyor?

Bu oyunlar sadece eğlence değildi. Koşmak, zıplamak ve atlamak fiziksel gelişimi destekliyordu. Kurallara uymak, sırasını beklemek ve takımla hareket etmek ise sosyal becerileri geliştiriyordu. Kaybetmeyi öğrenmek de cabası.

Bugün çocuklar bu deneyimlerin çoğunu ekran başında yaşamıyor. Oysa bu oyunlar, bir çocuğun gelişimi için bugün hâlâ geçerli ve değerli. Belki de yeniden sokaklara dönmenin zamanı gelmiştir.

Sonuç

Dede oyunları, teknolojiden önceki dünyanın neşesi. Hepsi basit, hepsi ucuz ve hepsi hâlâ oynanabilir. Biz de bültende her hafta bu oyunlardan birini, kurallarıyla ve hikâyesiyle anlatıyoruz. Sokakların sesini birlikte geri getirelim.

Bültende neler var?

Her hafta kısa ve öz, üç başlık.

Oyun kuralları

Her oyunu adım adım, net biçimde anlatıyoruz.

Nostalji anıları

O oyunların geçtiği sokaklardan hikâyeler.

Çocuklarla oynama

Bugün bu oyunları çocuklara öğretmenin yolları.

Haftalık bültene kayıt olun

Her hafta bir oyun, doğrudan gelen kutunuza. İstediğiniz an tek tıkla ayrılabilirsiniz.

Spam yok. Haftada bir e-posta.